Her bayramda nedendir bilinmez, çocukluk yıllarında yaşadığımız ve tattığımız bayram sevinçlerinin ve coşkusunun tadını hiç unutmayarak “nerde o eski bayramlar” diyerek derin bir ah çeker ve geçmişe olan özlem duygularımızı dile getiririz.
Acaba bayramlar mı güzelliklerini yitirdi yoksa biz mi bayram sevinçlerimizi? Hatırlıyorum da günlerce önce başlardı bayram heyecanı evlerimizde. Bayram alış-verişleri yapılırdı. Yemekler, tatlılar hazırlanırdı günler öncesinden. Herkesin bayramdan bir beklentisi olurdu. O bayramlarda herkesin birbirine verecek mutlaka bir şeyleri de olurdu. Büyükler ziyaret edilir, küsler barışırdı o bayramlarda. Çocuklar için bayram yeni ayakkabı ve elbise, şeker ve harçlık anlamına gelirdi. Neşe ve coşkuyla beklenirdi bayram sabahları. Hele birlikte yenen bayram yemeklerinin tadı hala damaklarımdadır anılarımda kalsa da.
Millî ve manevi değerlerden yoksunluk, göçler, hızla devam eden sosyal, ekonomik ve teknolojik değişimler gibi birçok unsur, kültürel yapımızın bozulması, aile yapımızın zayıflamasına neden olduğundan artık bayramlarda eski heyecan ve coşku yaşanmıyor.
Bayram denince artık parası olan çoğu insanın aklına tatil amaçlı yapılan geziler geliyor. Herkes bir yerlere gitme telaşında. Beş yıldızlı oteller bu bayramları bekler oldular. Bayramların gerçek amacı yaşanmıyor ama insanlar güzel tatil anılarıyla dönüyorlar. Birde hala o bayram coşkusunu içinde taşıyan ve geride bıraktığımız büyüklerimiz, yaşlılarımız var. Eski alışkanlıklarını sürdürerek hazırlanırlarsa bu bayrama ne gelenin, ne gidenin olduğunu gördüklerinde düşünebiliyor ve anlayabiliyor musunuz hüzünlerini.
Her şey çok geç değil. Gelin yeniden o eski bayramların coşkusunu birlikte yaşayalım. Yine çocukları sevindirelim. Gözleri yolda bizleri bekleyen büyüklerimizin kapı zillerini çalalım, ellerini öpelim, sevindirelim, gönüllerini alalım. Komşularımızla, akrabalarımızla bayramlaşma şansını kaçırmayalım.
Ne dersiniz, beklide bize hala bayram harçlığı vermek isteyenler olacaktır!..
“Ne kadar söz varsa da düne ait
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN bu bayram ve tüm bayramlarınız eski bayramlar lezzetinde olsun.
12 Aralık 2008 Cuma
ah nerede vah nerede!...
Her bayramda nedendir bilinmez, çocukluk yıllarında yaşadığımız ve tattığımız bayram sevinçlerinin ve coşkusunun tadını hiç unutmayarak “nerde o eski bayramlar” diyerek derin bir ah çeker ve geçmişe olan özlem duygularımızı dile getiririz.
Acaba bayramlar mı güzelliklerini yitirdi yoksa biz mi bayram sevinçlerimizi? Hatırlıyorum da günlerce önce başlardı bayram heyecanı evlerimizde. Bayram alış-verişleri yapılırdı. Yemekler, tatlılar hazırlanırdı günler öncesinden. Herkesin bayramdan bir beklentisi olurdu. O bayramlarda herkesin birbirine verecek mutlaka bir şeyleri de olurdu. Büyükler ziyaret edilir, küsler barışırdı o bayramlarda. Çocuklar için bayram yeni ayakkabı ve elbise, şeker ve harçlık anlamına gelirdi. Neşe ve coşkuyla beklenirdi bayram sabahları. Hele birlikte yenen bayram yemeklerinin tadı hala damaklarımdadır anılarımda kalsa da.
Millî ve manevi değerlerden yoksunluk, göçler, hızla devam eden sosyal, ekonomik ve teknolojik değişimler gibi birçok unsur, kültürel yapımızın bozulması, aile yapımızın zayıflamasına neden olduğundan artık bayramlarda eski heyecan ve coşku yaşanmıyor.
Bayram denince artık parası olan çoğu insanın aklına tatil amaçlı yapılan geziler geliyor. Herkes bir yerlere gitme telaşında. Beş yıldızlı oteller bu bayramları bekler oldular. Bayramların gerçek amacı yaşanmıyor ama insanlar güzel tatil anılarıyla dönüyorlar. Birde hala o bayram coşkusunu içinde taşıyan ve geride bıraktığımız büyüklerimiz, yaşlılarımız var. Eski alışkanlıklarını sürdürerek hazırlanırlarsa bu bayrama ne gelenin, ne gidenin olduğunu gördüklerinde düşünebiliyor ve anlayabiliyor musunuz hüzünlerini.
Her şey çok geç değil. Gelin yeniden o eski bayramların coşkusunu birlikte yaşayalım. Yine çocukları sevindirelim. Gözleri yolda bizleri bekleyen büyüklerimizin kapı zillerini çalalım, ellerini öpelim, sevindirelim, gönüllerini alalım. Komşularımızla, akrabalarımızla bayramlaşma şansını kaçırmayalım.
Ne dersiniz, beklide bize hala bayram harçlığı vermek isteyenler olacaktır!..
“Ne kadar söz varsa da düne ait
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN bu bayram ve tüm bayramlarınız eski bayramlar lezzetinde olsun.
6 Aralık 2008 Cumartesi
4 Aralık 2008 Perşembe
kış türlüsü
yhaf hiç fırsat bulamıyom bilgisayar başına oturmaya,sayfamı yenilemessem arkadaşlarım beni unutur diye geldim:))herkeşlerin sayfalarına bakmaktan benim sayfama vakit kalmıyo valla...sizlerin bloglarını gezmek bana tarif yayımlamaktan daha zevkli geliyor.Hımm neysem tarife geçeyim gerçi bu yemeği bilmeyen yoktur ama olsun ben yazayım adet yerini bulsun geleneği bozmamak adına:-)
malzemeler:
2büyük soğan
2 tane patlıcan
3 tane patates
2 havuç
4-5 diş sarmısak
yarım kilo kadar et
Yapılışı:
etleri kuşbaşı doğrayıp güveç kabının en dibine diz,soğanı iri doğrayıp yay,havuçları halka şeklinde doğrayıp soğandan sonra koy.pişme sırasına göre koyduğumuz sebzelere patlıcan ve patatesi de doğrayıp ekle,bu arada sebzelerin arasına tuz serpmeyi ve sarmısak koymayı da unutmayalım.en son bir bardaktan biraz az salçalı su ve yağ ekleyip ağzını kapayalım güvecimizin.45 dakika sonra servise hazır.(istenilen sebzelerle yapılabilir tabiki,bamyalı,bezelyeli,fasülyeli aklıma gelmiyor şimdi ama çeşitler çoğalabilir.)ben böyle yaptım yapanlara afiyetler olsun efendim...
28 Kasım 2008 Cuma
ben doğdum ingaaa:))
bugün benim doğum günüm
kasımın yirmi sekizi
otuz beş yıl önce gözlerimi açtığım
ve ölüme biraz daha yaklaştığım gün...
zaman nasılda akıp gidiyor
daha dün gibi ilkokul yıllarım
yakalık taktığım ve önlük giydiğim
o günler
daha dün gibi...
hatırlıyorum da çocukken
nede çok mutluydum
üşüyen bedenimi saracak bir annem
mahallenin çocuklarını şikayet edecek bir babam
ve can arkadaşlarım vardı.
ve birde ölümüne mahalle kavgaları...
kanayan ve yaralanan yanımızdı bizi ayakta tutan
ve birde yüreğimiz.
ne kimseye verilecek hesabım
nede ezilen bir yüreğim vardı...
doğruya ozamanlar her şey hesapsızdı
hesapsızdı arkadaşlıklar
hesapsızdı dostluklar
ve hesapsız çocukça sevdalarım vardı benim...
bu gün doğum günüm
kasımın yirmisekizi
yani yaş 35
yani boran
yani tufan
yani kavganın tam ortası.............................
bu yazı alıntıdır.emek hırsızı değilim ben.şaire saygılar.:))
çok çok şey geldi aklıma bu şiirle birlikte,yani çocukluğum,yani hayatımdan kesitler,yani mutluluk,yani hüzün,yani yokluk-yani varlık,YANİ HER ŞEY.....
beş kardeştik biz.sıcak ve küçük yuvada beş küçük civ civ.genelde çok varlıklı geçmezdi hayatımız ama kimseye verilecek hesabımızda yoktu şairin dediği gibi...bişeyler bizim olursa sevinirdik çocukça kalplerimizle.bayramlıkta aldıysa babamız hani bizden mutlusu yoktu o bayram.ey gidi günle ey dememek eldemi şimdi.
bayramda yaklaşırken şimdiki çocuklarla kıyasladım eski bizi.ne alırsan al sevinmiyo çocuklar,hatta ne aldığıma bile bakmıyorlar çoğu zaman.çok mu buldular acaba ?evet evet yokluğu bilmedikleri için varlık onları sevindirmiyor.bazen diyorum ki zaman hep aynı yerda kalsaydı.gaz lambası ışığında ders çalışaydı talebeler,çeyiz öreydi gelinlik kızlar.ve sohbetler edileydi loş ışıklı,soba yanan odalarda uzuuuun kış geceeri.ne biliym böyle düşündüm işte bu akşam ...daha mutlu olurmuydu insanlar.hepinize sevgiler arkadaşlarım.sevgiler....
26 Kasım 2008 Çarşamba
ikindi çayı
dostlarla bir ikindi çayı....
menüde bunlar, patates salatası, kısır vardı ama bir bloğum olduğunu hala bilmeyenler olduğu için ve bu kızda ne yapıyor şaşırdı mı neden resim çekiyor masaya diyecekleri için, çabuk çabuk resimlemekten bazı şeyleri kaçırabiliyorum.:)he he:)laf aramızda bu hep böyle oluyor,ancak çok yakınlarımın yanında resim çekebiliyorum gönlümce...
soframdaki muhallebili kurabiye sevgili hülya http://buramburam.blogspot.com/ arkadaşıma ait ona sevgilerimi gönderiyorum.gerçekten ilk defa denediğim bir lezzetti ve çok beğenildi sizlerede tavsiye ediyorum, tabi eğer hala denemediyseniz.diğer tarifleride vereceğim.sevgiler efendim............................................
19 Kasım 2008 Çarşamba
mimmmmmmm:))
ooo bende mimlendim.Konunun cevapları okadar çok ki bende nerden başlasam nasıl anlatsam bilmiyorum vallaha ama birascığnı anlatayım :
- en başta bekletilmeyi hiiiç sevmem o anda randövileşilen yere gelmeyen kişi kimse kim neffffret ederim.(bu sonradan geçiyor afettirmesini bilecen dimi ya):)
- dışardan gelen klakson seslerinden gece gündüz kendini bir enstrüman(bunu imla kılavuzuna bakıp yazdım ) :)))ustası sanıp kasıla kasıla kornaya asılan şoför müsvettelerinden uyyy neffffret ederim.
- efenim ev işlerine hiç girmiym mi napıym bilmemki; genelde haftada bir önüme yığdığım koca bir ütülenecek çamaşır dağından
neffret ederim. - gitmek zorunda olduğum düğünlerden ve tüm düğünlerden.(benim kadar düğünden nefret eden biri daha varmıdır ki?)bahane bulamamaktan ve bazende bahanenin bile geçerli olamayacağı düğünlere gitmekten neffret ederim.
- bazı yerlere çocuksuz gitmenin çooook güzel olacağı halde çocuklarla gitmek zorunda olmaktan ve gitmektende kendimi alamamaktan :))
- eşime sorduğum bugün ne pişireyim sorusuna on senedir cevap alamamaktan ve onun yemekle alakası sadece yemeklerimi beğenmesi ve çok güzel olmuş demekle sınırlı olmasından nefffret ediyorum.bu kadar yemekle alakadar olan birinin böööle kocası olunca çıldırır ,benim karnım sankim acıktı bişeyler alacam sende istermisin sorusuna sakince hayır şeklinde bir kafa sallayış ...uşşşş tıkandım haa:))
- yıkanmış ve kurumuş çamaşırları katlayıp yerlerine yerleştirmek.her biri ayrı yere ,yoksa aradığında bulamassın...
- bitişik komşumuzun zırt pırt kapı çalmasından ve az geç kalsam açmaya ,adımı bağıra bağıra tüm apartmana ezberletmesinden neffffret ediyorum.ne biçim iş yhaf evde yok numarası bile yapamıyom.:))neysem çok gerildim taa anlatmiycaaam eldim gittimm
bunların yanında milyonlarca çok sebebimde hayatı sevmek için var:))sevgili Ümmü Gülsüm'ün( http://anneperi.blogspot.com/) attığı pası ben direk kaleye yolluyorum ve gooool diyorum çünkü kimi mimliyeceğimi pası kime atacağımı bilemiyorum he he:))
17 Kasım 2008 Pazartesi
tahinli kurabiye
tahinli tatlar sevenler için çok güzel bir kurabiye.ben çok seviyorum bu kurabiyeyi.bunu yerken çatlak patlak yusyuvarlak diye bi tekerleme var ya onuda söyleyin bence:)))çünkü;çapçatlak oluyorlar:))benim çocukların ikiside yemiyo tahinli kurabiyemden.bende hep sizin istediğinizimi yapcam diye kızıp eşimle kendime yapıyor ve afiyetle yiyorum.sizde denerseniz afiyet olsun.
MAZEMELER:
Yarım su bardağı tahin
2 su bardağı şeker( ben daha az kullandım)
1 su bardağı fındık yada ceviz içi
1 su bardağı sıvı yağ
yarım paket kabartma tozu
aldığı kadar un
YAP BAKALIM:
-Hamur yoğurma kabına önce:tahin şeker sıvı yağ koyup karıştır,
-daha sonra:4 su bardağına yakın unu ve kabartma tozunu ilave et
-çekilmiş fındık yada ceviz içini ekleyip yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğur gerekiyorsa un ilave et.
-hamura uzun kalın çubuk şekli verip verev kes ve yağlı kağıt serilmiş tepsiye diz.
-hafif pembeleşinceye kadar 170 derecede pişir...sonrada biraz soğuyunca oturup bir güzel çay keyfi yap:))işlem tamam
12 Kasım 2008 Çarşamba
taze hamsi varrrrr:))
kış yaklaşırken karadeniz sofralarının baş tacı sofraları süslemeye çoktaaan başladı.Benim gibi tembeller ve eve sinen kokusundan kaçanlar içinde çeşitli alternatifler var tabi ama mübareğin tadıda en güzel böyle çıkıyor.çok seyrek olmakla beraber arasıra benimde mutfağıma girer kendileri.Bazen fırında tepside ekşili,bazen fırında folyoda nasıl isterseniz öyle yeterki yenilsin,yeterki faydasından faydalanılsın.AFİYET OLSUN.
11 Kasım 2008 Salı
minik kızım çoook hasta oldu!..
minik kızım çoook hasta oldu.Doktora gittiğimizde dr göğsünü dinleyp ciğerlerinde iltihap var dedi.röntgen çekimine gönderdiğinde de ne kadar haklı ve ne kadar işinin erbabı olduğunu gösterdi bize.beni sorumsuz bi anne sanmayın,kaç kere doktora gittik kızımla ama dr soğuk algınlığı deyip ilaç veriyordu tabi bizde aynen uyguluyorduk.Öksürüğün iyileşmeyip daha da aşağılara indiğini farkeder farketmez hemen pediyatride en iyisi olduğunu düşündüğüm ve öğrendiğim dr götürdüm kızımı.Hakkında söylenen iyi söylentileri sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum.allah ondan razı olsun.Kızım 8 tane iğne yedi damardan şu anda da antibiyotik tedavisi devam ediyor ve hızla iyiye gidiyor inşallah. gerçi son tetkikleri henüz yapılmadı ama tüm kalbimle minik kızımın tamamen sağlığına kavuşmasını diliyorum Allah'tan.ben kendi çocuklarımın ve tüm miniklerin sağlığı ve huzuru için dua ediyorum.Allah tüm kimsesiz çocukların yardımcısı olsun.biz çocuklarımızın her an yanıbaşındayız peki ya onlar...
Allah herkese yardım edebileceğimiz çocukları görebilecek gözler nasip etsin.KALP GÖZÜMÜZ hiç kapanmasın.İnşallah...
NOT:ailemden hiç kimsenin resmini koymak istemiyorum aslında ama sanırım bu şekilde biraz kamufle oluyor.bundan sonra ki resimlerede aynı şeyi uygulasam iyi olur:)
31 Ekim 2008 Cuma
sodalı börek(su böreği tadında)
ben su böreğini çok seviyorum amma velakin henüz cesaret edip yapamadım daha, onun yerine bunun gibi benzer tatları kullanıyorum şimdilik.gerçekten bazen yiyen arkadaşlar farkı farkedemiyo bile...işin uzmanları hariç=)))
malzemeler:
-5 yufka
-1 şişe soda
-1bardak sıvı yağ
-1 bardak süt
-3 yumurta
-biraz tereyağ
iç harç:
peynir ve maydanoz
yapılışı.
yufkaları tepsiye sererken her yufkanın arasına yağlı sütlü ve yumurtalı harçtan gezdiriyoruz her yerine.ikinci ve üçüncü katlarınada peynirli harçtan seriyoruz ve en son yufkayıda yayıyoruz.tepside böreğin her yerine tereyağı kırpıyoruz ve sodayıda her tarafına gezdirdikten sonra bekletmeden fırına veriyoruz.afiyet olsun.bide unutmadan kalan yağlı harcıda gene en üstüne gezdiriyoruz böreğin:))biraz karışık oldu ama eminim hepiniz anladınız.
poğaça
malzemeler:
4 kaşık yoğurt
1 bardak sıvı yağ
yarım paket margarin
2 yumurta(birinin sarısı üzerine)
kabartma tozu
tuz,aldığı kadar un
iç harç:(isteğe göre)
soğanlı,maydanozlu ve baharatlı kıymalı harç
peynir ve maydanoz karışımı harç
yapılışı:
yoğurt,yumurta ve yağlar iyice yoğrulup birbirine yedirilir daha sonra kabartma tozu ve aldığı kadar un eklenip kulak memesi kıvamına getirilir.arasına harç konup poğaça şekli verilir.üstüne yumurta sarısı sürülür ve arzuya göre susam çörek otu serpilir afiyet olsun canlar.
bu da neyin nesi...
oooooooooooooooooooohhh çok sevindim valla.erişim engelini görünce sayfama tıkladığımda hiiiiç bişe anlamadım allah allah buda neyin nesi?dedim.Bide arkadaşlarımın sayfalarına bakayım dedim birde ne görem hapisininki aynı şaşırdım tabi.daha sonra haber aldımki bloglarımız kapatıldı açılıp açılmayacağını nereden bilem.Çektim isyan bayrağını,okuluda yok çocuğun nasılsa kapattım bilgisayarımı anneme attım kapağı ve dün açtım tekrar neler oldu diye bakem dedim iyiki bakmışım bir sevindim bir sevindim...allah bir daha ayırmasın bir arkadaşım bana yaptığı yorumda; el yordamı ile buluyorum arkadaşlarımı ne acı,demişti.ben el yordamı ile de bulamadım benim ki dahada acı...
neyse böyle saçma kapatılmaların olmamasını diliyorum.Vee size poğaça ve sodalı böööreğimin tarifini yazıyorum.
22 Ekim 2008 Çarşamba
evimin penceresinden(aklımdan geçenler)
YAĞMUR
yağmur yağıyor usul usul değil sağnak sağnak
dışarda acı bir ıslık,içimde garip suskun karanlık,
küçük bir çocuğum şimdi duvar dibinde ürkek,ne desen
ağlayıverecek,
elleri yağmur,gözleri yağmur,
yüreği sıkışmış kuş kanatlarında,bir güneş açsa,
hani olurya,açsa
gökyüzüne uçuverecek
(sanki)
Yağmur yağınca,evde olduğuma şükrederim hep hele bu bide yaz yağmuru değilse ve soğuksa vede kimsen yoksa...
sokaktaki gariban,evsiz,tinerci çocuk yani evi olmayan herkes hatta her zaman gördüğüm manavlardan, artık sebze meyve toplayan yaşlı kadın (kime götürür kim bilir topladıklarını)hepsini düşünürüm.yağmurda ıslanmaktan,soğuktan ve hepsinden önemlisi dışardaki tüm kötülüklerden korunduğun bir evin olması ne güzel.Artık kış geli
yor soğuk,ıslak,ıssız geceler başlıyor kimsesizler evsizler için.Allah yardımcıları olur inşallah.Bizlerede; gerçekten yardıma muhtaç olan insanları görmeyi nasip eder rabbim. evsiz,yuvasız kuşlara bile yardım eden ev yapan bir milletin evlatlarıyız biz-
26 Eylül 2008 Cuma
patates borani(ramazan etkinliği)
malzeme:4 tane patates
yoğurt
sarımsak
veee tereyağ
Patetesleri haşlayp çatalla eziyoruz daha sonra sarmısaklı yoğurdun bir kısmı ile iyice karıştırıyoruz diğer kısmını en üstüne yayıyoruz görünüş möhim gözel olsun diye...en sonrada efendim bolca salçalı tereyağ gezdiriyoruz üstüne...biraz bol yağlı olmalı eeeeee bu da böyle yenir naaapem.afiyet olsun.sakın tarifin kolay oluşuna bakıp yapmamazlık etmeyin eskilerin vazgeçilmez iftar mönüsü içindeydi kendileri bizim oralarda...
hobievi gerdenya70.blog etkinliğine sevgilerimle birlikte gidiyor...
25 Eylül 2008 Perşembe
ağaçtan kavonaza
Yine sevgili babacığımın yetiştirdiği meyve ağaçlarından biri...şeftali ağacı..
Sakın geç kalmış bi tarif sanmayın bizim oralarda meyveler geç olur çoğu yerlerde zamanı geçen meyve bizde daha yeni olgunlaşmıştır bu görüntü 1 ay öncesi bile değil resmi çekildiğinde henüz tamamen olgunlaşmamıştı şeftaliler ve ancak 3 gün önce anneciğim bize geldi gelirkende yeni dalından kopardığı bu şeftalileri getirdi bende reçelini yapıp beğeninize sundum.
ŞEFTALİ REÇELİ:1 KG ŞEFTALİ
1KG ŞEKERmalzeme listesi çok uzun değilmi? haaa bir tanede limon
şeftalileri soyup istedğiniz şekilde dilimleyin ve bir gece önceden bir sıra şeftali bir sıra şeker olarak tencereye koyun.bir gece bekleyince kendi suyu çıkıyor zaten hiç su eklemeden kaynatın kıvam almasına yakın limonunuda sıkıp ateşten alın ılınınca kavanoza koyup üstüne bir bez örtüp biraz güneşte bekletip kapaklayın....BEN BÖYLE YAPTIM.
19 Eylül 2008 Cuma
şipşak tarifler(sahurluk)
ramazanda bayat ekmek ve pideler diğer günlerden daha fazla olur değilmi?işte sizlere onları değerlendirmenin güzel ve şipşak yolu.aynı zamanda bir demet fesleğen blog sahibesi sevgili eda'ya gitsin.etkinliğe layık görürlerse....
yapılışı:bayat ekmek yada pidelerimizi küçük küpler halinde doğrayıp tereyağında kavurduktan sonra bir miktar kaşar rendesi ve 2-3 yumurta çırpılarak üzerine ,gezdirilir daha sonra iki tarafıda altüst kızartılır.çıtır ve güzel bir lezzet, deneyecek olmanız ümidi ile afiyetler olsun efendim.
18 Eylül 2008 Perşembe
paçanga böreği
MALZEMELER:
-2 adet yufka
-16 dilim pastırma
-16 dilim kaşar peyniri(parmak şeklinde dilim)
-1 yumurta beyazı
-kızartmak için sıvı yağ
YAPILIŞI:yufkayı 8 eşit parçaya bölüp( sigara böreği gibi üçgen şeklinde)geniş kısımlara bir dilim kaşar bir dilim pastırma koyup sarılır uçlarına yumurta akı sürülür açılmaması için.diğer yufkada aynı şekilde malzeme kopyulup sarılır ve kızgın yağda kızartılıp sıcak yenir.şöyle ısırdığınız zaman tel tel olması için sıcak yiyiniz.mmmmmmmmm
güveçte pastırmalı kuru fasülye(dumanı üstünde)
MALZEMELER:(herkes kendi ölçüsünü belirleyebilir)
-3 bardak beyaz fasülye(bir gün önce akşamdan suya koyulmuş olmalı)
-8-10 dilim pastırma
-300 gr.kuşbşı
-2 yeşil biber
-2 soğan
-2 domates
-salça,tuz,kırmızı pul biber
YAPILIŞI:tencereye arzu edilen yağdan kullanılmak üzere, (ben tereyağı kullandım)bir miktar yağ alınır.etler bir güzel kavrulur sonra soğan doğranıp eklenir, yeşil biberler halka halka doğranıp eklenir biraz kavrulur salça ve domateslerle birlikte hepsi hafif sotelenir.akşamdan ıslatılan fasülyede eklenir bir güzelde böyle karıştırılır çok az kaynamış su ilavesiyle hafifçe buğulanır.en son işlem olarakta güveç kabına alınır yeterince kaynamış suyuda eklenir tuz biber ve pastırmalarıda ilave edip kapağı kapatılıp biraz ocak üstünde kaynatılıp fırına verilir.arasıra kurumaması için suyu kontrol edilerek pişirilir.AFİYET OLSUN .ben böyle yaptım tamamen kendime aittir efendim.
11 Eylül 2008 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




